النص التركي
re’y ile tefsirden sakındıran hadisleri ile ashabın önde gelenlerinin Kur’ân’dan bazı kelime ve âyetleri tefsir etmekten geri durup Kur’ân hakkında zannî bilgiye dayanarak tespitler yapmanın sakıncalı olduğunu belirtmeleri,3 Kur’ân’ı tefsir etmenin 2 3 Kelâm ve fıkıh ilimlerinin Kur’ân tanımlarında netlik sağlanmadan fıkıh ilminin tahdid ettiği, Mushaf formunda bulunan lafızlardan murâd-ı ilâhîyi tespit etmenin imkânı tartışmalıdır. Zira fıkıh ilmi Kur’ân’ı kelâm-ı nefsî ile ilişkilendirmeden literal boyutta ele alırken; murâd-ı ilâhî, nefsî olan kelâmdaki iradî ciheti karşılamaktadır ve bu yönüyle kelâm sahasına aittir. Bu hususta Hz. Peygamber’in “Kim Kur’ân hakkında kesin bilgi sahibi