النص التركي
Sa'düddîn et-Teftâzânî (ö. 792/1390), "Avicenna Dönüşümü" olarak adlandırılan sürecin Mâtürîdî gelenekteki en güçlü ifadesini temsil eder. Ömer en-Nesefî'nin *Akâid*'i üzerine kaleme aldığı *Şerhü'l-Akâid en-Nesefiyye*, Nathan Spannaus'un Oxford Handbook'taki analizine göre bu dönüşümün doruk noktasıdır: Avicenna felsefesinin etkisiyle iman/amel meselelerinin yerini soyut ontoloji tartışmaları almış, zorunlu varlık (vâcibü'l-vücûd bi'z-zât) kavramı merkezi bir konum edinmiştir. Nesefî'nin *Akâid*'i "Sünnî inancın yerleşik ilkelerinin açık bir ifadesi" iken Teftâzânî'nin şerhinde iman ve amel meseleleri "kesinlikle ikincil önem" taşır.
Teftâzânî, *Şerhu'l-Mekāsid*'de Eş'arî (İcî), Mâtürîdî (Semerkandî) ve İmâmî Şiî (Nasîrüddîn et-Tûsî) kaynaklarının tümüne başvurur; filozofların görüşlerini kapsamlı biçimde inceler. Spannaus bu tutumu şöyle özetler: "Teftâzânî, *Şerhü'l-Akâid en-Nesefiyye*'de Eş'arîlik ile Mâtürîdîliği bizzat sentezler." Bir Eş'arî âlimi olan İcî'nin öğrencisi olarak Teftâzânî, Eş'arî öğretilerini Timurlu sarayındaki Mâtürîdî ortama taşıyan sentezci bir rol üstlenmiştir.
Eserinin etki alanı son derece geniş olmuştur: *Şerhü'l-Akâid* 20. yüzyıla kadar Orta Asya kelâm geleneğine hâkim olmuş ve "kelâmın zirvesi" sayılmıştır. Spannaus bu durumun paradoksal bir sonucuna dikkat çeker: Teftâzânî'nin çalışmasının sürekliliği, eserinde içerilen konumların ötesindeki kelâm gelişmelerini görünmez kılmıştır.