النص التركي
Peygamber ve sahabe döneminde herhangi bir te’vile gidilmeksizin kabul edilen bu ayetler, hicrî II. yüzyıldan itibaren farklı mezheplerin yorumlarıyla şekillenmiştir. Mu’tezile, teşbihten kaçınmak için sıfatları zâta irca ederek bağımsız varlıklarını reddetmişken, Selef müfessirleri lafzî anlamları benimseyip keyfiyetini Allah’a havale etmiştir. Eş’arî ve Mâturîdî âlimler ise teşbihi önlemek amacıyla te’vile yönelmişler. İbn Teymiyye ve sonraki Selefîler Allah’ın sıfatlarını beyan eden ayetlerin hakiki anlamda kabul etmekle birlikte mahiyetini bilinmez görmüşlerdir (Çelebi, 2009, ss. 101-102). Böylece Allah’ın sıfatları meselesi, Kur’ân’daki muhkem–müteşâbih ayrımının tartışıldığı alanlardan