النص التركي
Bir kimse hikmet ehli olduğunda “ٌب ْ ُ ِأحكَ َمتْهٌالتَجار: tecrübeler onu hakîm yaptı” denir (t.y., 3: 66). İbn Düreyd, “Sana öğüt veren, seni sınırlayan, iyiliğe çağıran veya çirkinlikten nehyeden her söz hikmettir” der (1987, 1: 564). Fîrûzâbâdî (ö. 816/1415) ise hikmeti; adalet, ilim, hilim, nübüvvet, Kur’ân ve İncil diye açıklar4. Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi (ö. 1942), hikmetin iki esas yönüne dikkat çekerek “Masdar olarak hikmetin menʻ-i fesâd ve celb-i salâh manası vardır ki hüküm, hükûmet, muhkemlik hep bu esastan alınmıştır” der (1993, 1: 915). Bu manalardan hareketle, hikmeti; “insanı cahillik, akılsızlık, haksızlık ve fesattan koruyup engelleyen ve ona iyi şeyleri kazandır