النص التركي
için, onu tefsir edecek kişinin Arapçaya derin bir vukufiyeti olması yeterlidir.11 Müfessir, bütün gayretini bu inceliklerin herkes tarafından anlaşılır hale gelmesi için sarf etmektedir. Nitekim Cenâb-ı Hak Sâd sûresi 29. âyette, Kur’an’dan ibret ve öğüt alacakların akıl ve izan sahibi kimseler olduğunu belirterek, bu insanların âyetler üzerinde derin tefekküre daldığını ifade etmektedir.12 Bu iki uç görüşün yanı sıra, bazı âlimler daha dengeli bir yaklaşım benimseyerek her iki metodun da önemini vurgulamışlardır. Bu görüşe göre, 9 10 11 12 en-Nahl 16/44. Râgıb el-İsfahânî, Mukaddimetü Tefsîri’r-Râgıb, thk. Celaleddin Divelekci (İstanbul: Klasik Yayınları, 2021), 89; Tirmizî, “et-Tefsîr”