النص التركي
eren, bunun dışındaki yorumlara tevil diyerek kendi görüşlerini tevil kapsamına dâhil eden Taberî (310/923), eserine Câmiu’l-Beyân an Te’vîli Âyi’l-Kur’ân adını verirken tefsir geleneğindeki bu zorunlu duruma işaret etmiştir. Ashâbın tefsir hakkında derli toplu bir eser vermediğini biliyoruz. Onlara nispet edilen rivayetlerin tamamı toplansa hacim itibarıyla bugünkü en kısa tefsire dahi denk gelmez. Ali b. Ebî Talib (40/661), Abdullah b. Abbas (68/687-88), Abdullah b. Mes’ûd (32/652) ve Übeyy b. Ka’b (21/642) gibi sahabîlerden hiçbirisi Kur’ân hakkında sonraki müfessirler kadar detay bilgiye sahip değildir. Öyle ki “Sonraki dönem müfessirlerinin en az ilk dönem Arapları kadar, hatta kimi zam