النص التركي
olsun- mahiyetin bizzat kendisine itibarla mec‘ûl olması hakkında ihtilaf etmeleri için bir zemin vardır.”; bk. İbn Kemal Paşa, “Risâle fî beyâni ma’na’l-ca’l ve tahkîki enne’l-mahiyyete mec’ûletün”, 299. Hafîdü’n-Nisârî de meselenin varlık-mahiyet ayrımı ile ilişkili olabileceğine dikkat çeker. Ancak o garip bir şekilde, tarafları Siyâlkûtî ve Kemalpaşazâde’nin takdim ettiğinin tam aksine yerleştirir. Buna göre varlık-mahiyet ayrımını kabul edenler mahiyetlerin mec‘ûl olduğunu, ayrımı reddedenler ise gayr- ı mec‘ûl olduğunu savunurlar. Hafîdü’n-Nisârî’nin gerekçesi şöyle özetlenebilir: Varlık ile mahiyet aynı ise ca‘lin ilişeceği bir ikilik söz konusu olmadığından mahiyetlerin gayrı mec‘ûl olduğunu söylemek gerekecektir; varlık ile mahiyet