Bediüzzaman Said Nursî’ye Göre Bilgi Kaynağı Olarak İlham
Ali Bakkal
Yükleniyor…
Ali Bakkal
Bu makalenin amacı doküman analizi metodunu uygulamak suretiyle, son devir İslâm âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur adını verdiği eserlerinde bilgi kaynağı olarak kullandığı ilham hakkındaki görüşlerini tespit ve analiz etmektir. Nursi’nin, halk arasında “Nurculuk” diye bilinen dini cemaatin kurucusu olması bu önemi daha da arttırmaktadır. Kelâm bilginleri kesin bilgi kaynaklarının duyular, akıl ve mütevatir haber olduğu hususunda ittifak etmişler, ilham ve diğer bazı hususların bilgi kaynağı olup olmadığında ise ihtilaf etmişlerdir. İlhamla ilgili beyanlara bakıldığında genellikle Eşʻarî kelâmcılarının ilhamı bilgi kaynağı olarak kabul ettiği, Mâtürîdî kelâmcıların ise kabul etmediği görülmektedir. Ancak bu ihtilafın lafzî bir ihtilaftan ibaret olduğu da söylenebilir. Zira ilhamın hangi konularda delil olup olmayacağı hususuna bakıldığında aralarında fazla ihtilaf olmadığı görülmektedir. Hem Eşʻarî, hem Mâtürîdî kelâmcıları itikadî ve amelî konularda ilhamın delil olmayacağını ifade etmişler, diğer konularda ise ilham alan kişi hakkında bağlayıcı olup almayacağı hususunu tartışmışlardır. İlk dönemler müstesna olmak üzere, itikadî ve şerʻî-amelî konularda ilhamın delil olmayacağı hususunda kelâmcıların ve tasavvufçuların ittifak ettikleri görülmektedir. Diğer meseleler ise esasen şerʻî hükmün alanına girmeyen konulardan ibarettir. Bu konularda kelâmcılar ilham konusunu hüküm ifade etmesi bakımından değil, bilgi değeri bakımından tartışmışlardır. Bu çalışmada önce konuya ilişkin kelâmcıların görüşleri ortaya koyulmuş, arkasından Nursi’nin görüşlerine yer verilmiş ve kelâmcıların görüşleriyle onun görüşleri mukayese edilerek tartışılmıştır. Bu çalışmada Nursi’ye yapılan mesnetsiz ithamlar üzerinde de durulmuştur. Mesela bazı akademisyenler Nursi’nin ilhamın kaynak oluşu hakkındaki görüşünün kelâmcıların görüşlerinden farklı olduğunu, diğer bazıları ise ilham adı altında onun Risale-i Nur eserlerinin vahiy mahsulü olduğu iddiasında bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Nursi kaleme aldığı Risale-i Nur eserlerinin bazen ilhamla yazıldığını söylemiş, bazen de çoğunlukla istihrâcât-ı Kur’aniye olduğunu ifade etmiştir. Bu iki kavram anlam itibariyle birbirine aykırı görülmektedir. Zira ilham bilginin kalbe doğuşunu, istihrâc ise kıyas ve istidlâl yoluyla elde edilişini ifade eder. Tanımlara göre ilhamın yegâne kaynağı Yüce Allah’tır. Ancak Nursi, Allah’ın dışında meleklerin, Kur’an’ın, diğer ilâhî kitapların, peygamberlerin ve peygamber sözlerinin, mucizelerin, dinlerin, tabiatın, tarihî ve sosyal olayların da ilham kaynağı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca o, ilhamı sadece bir bilgi kaynağı olarak değil, aynı zamanda kul ile Allah arasında bir ilişki biçimi olarak görmektedir. Nursi’nin ilham hakkındaki temel görüşünün özellikle Eşʻarî kelâmcılarının görüşlerine yakın olduğu, kelâmcılardan farklı olarak marifetullah konusunda ilhamı önemli bir bilgi kaynağı olarak kullandığı tespit edilmiştir.