Magrâvî'nin "el-Müfessirûn" Adlı Eserinde Bazı Müfessirleri ve İmam Gazzâlî'yi Eleştirmesi Üzerine Bir Değerlendirme -İhyâu Ulûmi'd-Dîn'in Yakılması Örneği-
Hacı ÇİÇEK
Yükleniyor…
Hacı ÇİÇEK
Ebû Hâmid Muhammed el-Gazzâlî’nin (ö.505/1111), İslâm Medeniyeti kültür tarihinde önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Kendisi, birçok konuda değerli eser kaleme almıştır. Onun asırlar boyunca meşhur olan eseri, <em>İhyâü Ulûmi’d-Dîn </em>adlı çalışmadır. İçerik olara<em>k </em>İhyâ<em>’</em>nın, Müslümanlarda ortaya çıkan manevî hastalıkları teşhis ve tedavi etme amacıyla yazıldığı söylenebilir. Başka bir ifadeyle İhyâ, İmam Gazzâlî’nin Müslümanlar için bir ıslah ve ahlakî erdem kazandırma projesi olarak kabul edilmiştir. İhyâ adlı eser, Müslümanlar için ibadet gibi değerlerin yanı sıra insanı inşâ ve helak eden faktörleri ele almıştır. Bilindiği üzere neredeyse her eser, bazı çevreler tarafından takdir edildiği gibi bazı kesimler tarafından da eleştirilmiştir. Bu durum, İmam Gazzâlî’nin İhyâ adlı eseri için de geçerlidir. Nitekim bazıları kutsal metin kategorisinde İhyâ’yı kutsayacak kadar ileri gitmiş, bazıları ise onu fitne ve fesadın kaynağı olarak kabul etmiş; bazı resmî makamlar tarafından evlerde bulundurmayı yasaklamış, hatta halkın huzurunda yakacak kadar ileriye gitmişlerdir. Buna Magrib Sultanı Ali b. Yûsuf b. Tâşfîn (ö.537/1143) örnek olarak verilebilir. Ali b. Yûsuf’un bu davranışı, birçok kimseyi cesaretlendirmiş, aşırıya gitmelerine neden olmuştur. Bu olumsuz bakış açısı, halen hayatiyetini sürdürmektedir. Günümüzde İmam Gazzâlî’nin İhyâ’sını oldukça sert eleştirenlerden birisi de Ebû Sehl Muhammed el-Magrâvî’dir. Kendisi kelamî bağlamda Selefî düşünceye sahiptir. Eleştiride normal standartlara bağlı olmayan Magrâvî, İhyâ’nın yakılmasını normal bir davranış olarak görmektedir. Magrâvî, eleştiride Gazzâlî ile yetinmemiş, birçok alimi ağır eleştirmekten geri durmamıştır. Mesela Cârullâh ez-Zemahşerî (ö.538/1144), Fahruddîn Râzî (ö.606/1209) Beyzâvî (ö.683/1286), Ebussuûd Efendi (ö.982/1574) ve İsmail Hakkı Bursevî (ö.1137/1725) onlardan bazılarıdır. Magrâvî, Ebussuûd Efendi’yi eleştirirken Türklerin hep Hanefî-Mâtüridî akideye bağlı kaldıklarını ve Selefî düşünceye uzak durduklarını söyleyerek eleştirisini bireyden daha çok, topluma teşmil ederek Müslüman Türklere ithamda bulunmuştur. Bu çalışmada Magrâvî’nin, Gazzâlî’ye ve bazı müfessirlere yönelttiği eleştiriler ele alınmıştır.