Turkish Text
92-93; Seyfullah Sevim, İslâm Düşüncesinde Mârifet ve İbn Arabî, İstanbul 1997, s. 111; İbrâhim Hilâl, Din ve Felsefe Arasında İslâm Tasavvufu (trc. Mehmet Ali Kara), İstanbul 2004, s. 82. Bazı sûfîlerin hâkîkat ile şerîati birbirinden ayrı şeyler olarak telakkî ettiğini kaydeden Ebü’l-Yüsr el-Pezdevî, “peygamberler şerîate göre, velîler ise hakîkate göre amel ederler” sözüyle evliyâyı peygamberlerden daha üstün bir konuma yükselten söz konusu zümrenin, insanların en şerlileri olan Karâmita’ya (Bâtıniyye/İsmâiliyye) uyarak “ilm-i bâtın” iddiasında bulunduğunu belirtir. Şerîati hakîkatten ayrı düşünmenin, onu tümüyle mecâza hamletmek anlamına geleceğine dikkat çeken Pezdevî, bu görüşün ise kü