Ebû'l-Muîn en-Nesefî'de tenzih düşüncesi
Ebubekir Yalçın
Abstract
İslâm inanç sisteminin temeli tevhittir. Tevhidin özü ise Allah Teâlâ'yı zâtında ve sıfatlarında tek ve benzersiz kabul edip, ulûhiyette ortağının olmadığına inanmaktır. İslâm bu inancın oluşmasına ve devam ettirilmesine çok büyük önem vermiştir. O'nun için İslâm düşünce tarihinde bütün mezhep ve fırkalar söz konusu tevhit inancı çizgisinde ilâh tasavvurlarını temellendirmeye çalışmışlardır. İslâm âlimleri bu çerçeveyi çizebilmek için Allah'ın zâtı ve sıfatlarının niceliği ve niteliği hususunda aklî ve naklî delillere dayanarak birçok istidlâl yöntemleri geliştirmişlerdir. Böylece Allah'ın ne olduğu ve ne olmadığı sorusuna cevap aranmıştır. Allah'ın duyularla idrak edilemeyen aşkın bir varlık olması, O'nun insanların anlayabileceği bazı ifade tarzlarıyla tanıtılmasına ve tanınmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak Allah'ın, dini metinlerde duyulara hitap eden bazı kavramlarla tanıtılması, O'nun cismânî özelliklerinin olabileceği düşüncesine zemin oluşturmuştur. Kur'ân ve hadislerde Allah'ın âlim, hayy, kâdir, semi' ve basir olduğu vurgulanmaktadır. Aynı zamanda insanlar da bu vasıflara sahiptir. Ayrıca Kitap ve Sünnet'te Allah'a el, ayak, yüz ve göz gibi insanlar için uzuv mânâsı ifade eden kavramların izafe edilmesi durumuyla, "hiçbir şeyin O'nun benzeri olmadığı" ilkesinin bağdaştırılması ve izahının yapılması gereğini ortaya çıkarmışıtır. Ebü'l-Muîn en-Nesefî, Allah Teâlâ'nın, zâtında ve sıfatlarında, hiçbir varlığa benzetilemeyeceğini, aklî ve naklî delillerle ispatlamaya çalışmıştır. Allah'ın zâtında ve sıfatlarında herhangi bir şeye benzemekten ve herhangi bir konuda eksik/yanlış iş yapmaktan uzak tutulmasına "tenzih" denilmiştir. Ona göre Allah'ın zâtının yanı sıra sıfatları da vardır. O, ezelî sıfatlarıyla âlemi yaratmış, içindeki varlıkların hayatını devam ettirmekte ve evreni yönetmektedir. Evrende görülen bazı problemler, çekilen acılar ve görülen kötülükler, Allah'ın noksanlıkla nitelenmesine delil olamaz. Zira O, hikmet ve ilim sıfatına da sahiptir. Bu sıfatlarıyla her şeyi yerli yerinde ve olması gerektiği gibi yaratıp idare etmektedir. Evrendeki temel varlık insandır. Diğer varlıkların esas fonksiyonu, imtihana tabi tutulan insanın bu süreçte en uygun ortam ve zemini yakalayabilmesidir. İnsanlar, Allah'ın koyduğu düzenin hikmet yönünü ilk başta tam olarak anlamayabilirler, ancak araştırdıklarında evrendeki sayısız hikmetlerin farkında olacaklardır.