Necmeddin en-Nesefî ve et-Teysîr fi't-tefsîr'i
Muhammet Çol
Abstract
Bu tez, Necmeddin en-Nesefî'nin (537/1142) et-Teysîr fi't-tefsîr isimli eseri özelinde tefsirciliğinin çok boyutlu incelenmesini konu edinmektedir. Amacı müellifin tefsirciliğindeki temel unsurları çeşitli boyutlarıyla incelemek ve Teysîr'in yazımında farklı geleneklerin bilgi birikimini sentezleme girişimini sorgulamaktır. Bu amaç çerçevesinde Taberî, Mâtürîdî, Kuşeyrî, Sa'lebî, Vâhidî başta olmak üzere İbn Kuteybe, Abdülkâhir Cürcânî, Begavî, Râgıp el-Isfahânî, Zemahşerî, İbn Atiyye, Tabersî gibi isimler, karşılaştırma ve nedensellik ilişkilerini sentezlemek için seçilmiş olup gelenek incelemesi yapılmıştır. Bu bağlamda onun klasik dönem tefsir anlayışını sentezleme girişimindeki tahkik tavrında başarılı olup olmadığı çalışmanın temel problemlerinden biri olmuştur. Araştırma Nesefî'nin tefsirciliğini iç bütünlüğü, iç dinamikleri ve tarihi ilişkileri bağlamında ortaya koymayı hedeflemiştir. Müellifin farklı gelenekler arasındaki uzlaştırmacı tavrına vurgu yapılarak tahkik boyutunu gösteren rivayet, dil ve Te'vîl çizgileri arasındaki konumuna bakılmış, geleneğinde var olan tefsir yazım ihtiyacını giderdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde müfessiri daha iyi tanıyabilmek için biyografisi, Teysîr'in yapısal analizi, tefsir literatüründeki yeri ve onun temel bazı kavramlara yaklaşımı ortaya çıkarılmıştır. İkinci bölümde Teysîr, rivayet, dil ve Te'vîl (Kelâm, Fıkıh ve Tasavvuf) konuları özelinde incelenerek Nesefî'nin tefsirciliği ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü bölümde ise ulûmu'l-Kur'ân anlayışına bakılarak rivayet, dil ve Te'vîl boyutlu Kur'ân ilimlerinden bazıları analitik biçimde değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Nesefî'nin tefsirciliğinin temelinde rivayet, dil ve Te'vîl olduğu kanaatine varılmıştır. Ulûmu'l-Kur'ân anlayışının temelinde de rivayet, dil ve Te'vîl konularının olduğu görülmüştür. Kuşeyrî ve Sa'lebî çizgisindeki irtibatlarıyla takipçisi olduğu Mâtürîdî tefsir anlayışına yeni bir soluk kazandırdığı fark edilmiştir. Temsilcisi olduğu geleneğin Hicri VI. asır ilim dünyası özelinde Ehl-i Hadis ve tasavvuf gelenekleriyle birleştiği iddiası tahlil edilmiş, müellifin kendine has bir üslupla özgün yaklaşım sergilediği anlaşılmıştır. Neticede bu araştırmayla müellifin tefsirciliği detaylı biçimde incelenmiş ve gelenekler arasında özgün yaklaşım sergilediği fark edilmiştir.