Kemalettin Beyazi`nin hayatı ve kelami görüşleri
The Life of the Kemalettin Beyazi and his views from point of islamic theology
MÜSLÜM DAĞDEVİREN
Abstract
Dağdeviren, Mtislüm, Kemalettin Beyâzî'nin Hayatı ve Kelâmî Görüşleri, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Prof. Dr.İlhami Güler, IX+131. ÖZET 17. Yüzyıl Osmanlı bilginlerinden olan Kemalettin Beyâzî, Bosnalı Beyâzî Hasan Efendi (ö.l663)'nin oğludur. 1634/1044 yılında İstanbul'da doğmuş, eğitimini burada tamamlamıştır. Dönemin ünlü bilginlerinden olan Muhammed b. Ali, Ebû Suûd Efendi, Uzun Hasan Efendi, Yahya el-Minkârî, Şemseddin el-Bâbilî gibi âlimlerden icazet almıştır. Henüz on iki yaşında iken Edirne'deki Kadı Süleyman Medresesi'ne müderris olmuştur. İstanbul ve devletin çeşitli bölgelerinde uzun süre müderrislik yaptıktan sonra bürokratik hayata atılmıştır. Yazarımız -sırasıyla- 1666'da Halep, 1671'de Bursa, 1672'de Mekke, 1675'de İstanbul kadısı olmuştur. Ayrıca 1680 tarihinde Rumeli kazaskerliğine getirilmiş ve bu görevi esnasında imparatorluk tarihinde ilk defa recm cezasını uygulatmıştır. Bundan dolayı çeşitli çevreler tarafından tenkit edilmiştir. Düşünürümüz, üç yılı aşkın bu görevi deruhte ettikten sonra azledilmiş ve 1687 yılında da, İstanbul'da vefat etmiştir. Beyâzî, Ebû Hanife'nin teolojik görüşlerini derlemekle uğraşmış ve söz konusu görüşleri, önce el-Usûhı'l-Munîfe 'de toplamış daha sonra da, İşârâtu'l- Merâm isimli eserinde şerh etmiştir. Düşünürümüz, bir çok konuda Maturidiliğin söylemlerini benimsemekle birlikte, selefi bir bakış açısına sahip olduğundan bazı hususlarda Maturidilik öğretisinin dışına çıkmıştır. Hadisleri, özellikle ahâd haberleri, kelâm disiplininde birer delil olarak kabul etmesi, bid'atlara karşı sert tavır takınması, müteşâbih ayet ve hadislerin tevil edilmesine karşı çıkması, "takrîr"'m imanın bir cüz'ü olduğunu benimsemesi, müteşâbih sıfatların zahiri anlamlan dışında kullanılmasına sert tepki göstermesi, düşünürümüzün sahip olduğu selefi bakış açısından kaynaklanmaktadır. Beyâzî'nin bu görüşlere sahip olmasında kendi dönemindeki "Kadızâdeler hareketi"nin büyük bir yeri vardır. Zira o, söz konusu grupların etkin olduğu medresel