Kemalpâşazâde'nin Halku'l-Kur'ân Problemine Yaklaşımı
Eyüp GÜR
Authors
Eyüp GÜR
Abstract
Allah’ın kelâm sıfatının bir tezahürü olan Kur’ân’ın yaratılmış olup-olmadığı fırkalar arasında tartışılmış; Mu’tezile, Kur’ân’ın yaratılmış olduğunu beyan ederken, Ehl-i hadis dediğimiz selefî yaklaşım, Kur’ân’ın yaratılmadığı yönünde kanaat belirtmiştir. Ehl-i sünnet kelam ekolü ise, Kur’ân, Allah’a bakan yönüyle yaratılmamış, insana bakan yönüyle yaratılmıştır, formatında orta bir yol bulmuştur. İşte bir Ehl-i sünnet müntesibi Kemâlpaşazâde, mezheplerin ayrışmasında önemli rol oynayan <em>halku’l-Kur’ân</em> meselesini mercek altına alarak değerlendirmeye tâbi tutmuştur. Biz bu çalışmamızda, müellifin bu mevzûdaki görüşünü, üslûbunu ortaya çıkarmaya çalışacağız. Düşünürümüz,<em> Risâle fî beyâni mes’eleti halki’l-Kur’ân</em> adlı eserinde <em>halku’l-Kur’ân</em> meselesinde mezheplerin görüşlerini hikayeci ve tasvîri bir üslûpla anlatmış, kendi görüşünü fazla beyan etmemiştir. Ayrıca onun <em>Risâle fî-takrîr enne’l-Kur’âni’l-Azîm kelâmullâhi’l-kadîm</em> isimli eserinde konuya dolaylı olarak atıf yapılmıştır. Müellif, Mu’tezile’den başlayarak fırkaların, Kur’ân’ın yaratılmışlığına yönelik görüşlerini verdikten sonra, bütün fırkaların Ehl-i sünnetin karşında durduğuna kanaat getirir. Kerrâmiye ve Haşeviye gibi fırkaların görüşlerinin bir önemi olmadığını, asıl tartışmanın Mu’tezile ile Ehl-i sünnet arasında devam ettiğini beyan eder. Ehl-i sünnet telakkisini sahiplenici bir dille anlatır. İbn Kemâlpaşa, mevzûnun şekillenmesinde Nesefî’nin <em>et-Tebsıratü’l-edille, </em>Âmidî’nin <em>Ebkâru’l-efkâr</em> ve Teftazânî’nin <em>Şerhu’l-Mekâsıd</em> adlı eserlerinden yoğun bir şekilde istifade etmiştir.