Түрікше мәтін
II, s. 54; Pezdevî, Kenzu’l-Vüsûl, C. III, s. 234-235; es-Semerkandî, Mîzânü’l-Usûl, C. II, s. 716, 727; el-Beydâvî, Envârü’t-Tenzîl, C.I, s. 99; Ebü’l-Berekât Abdullâh b. Ahmed en-Nesefî, Medârikü’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl, Beyrut: Dârü’l-Kalem, 1419/1998, C. I, s. 118-119. 37) en-Nehhâs, en-Nâsiḫ ve’l-Mensûh, s. 57. 270 / Dr. Fikret GEDİKLİ EKEV AKADEMİ DERGİSİ lür. Özü itibariyle aynı mâhiyeti işaret ettiğini düşündüğümüz bu tanımın, Mâtürîdî ile başladığını; Cessâs (ö. 370/981), Serahsî (ö. 483/1090 [?]), Semerkandî (ö. 534/1144), Nesefî (ö. 710/1310) başta olmak üzere başka isimler tarafından benimsendiğini görmekteyiz. Cessâs, Nesefî ve