Түрікше мәтін
ir benzeri yoktur” (Şûrâ 42/11) ayetinden hareketle teşbîh ve tecsîme sapmadan iman etmek ve bunlarla ilgili herhangi bir yoruma gitmekten kaçınmak şeklinde kendini gösterir. Bu yaklaşıma da selef ulemasında, Hanbelîlik’te ve ayrıca Eş’ariyye ve Mâtürîdiyye mezheplerinin özellikle ilk dönemlerinde rastlamaktayız. Üçüncü yaklaşım ise, bu gibi ifadelerin, konuyla ilgili olarak anahtar konumundaki yukarıdaki ayetten hareketle tecsîm ve teşbîhe sapmaksızın, Yüce Allah’ın şanına yakışır bir şekilde tevil edilmesi şeklinde kendini göstermektedir. İlk dönemlerde Mu’tezile tarafından ortaya konulan bu yaklaşım, daha sonraları Ehl-i Sünnet tarafından da büyük oranda benimsenmiştir.1 1 Uludağ, Süley