Түрікше мәтін
Bu ilk formülasyonlar, özellikle tamamen dinî nasslara dayalı mutlak kudret anlayışını akılcı bir tanrısal adâlet düşüncesiyle yumuşatmaya çalışan Mu‘tezilî kelâm okuluyla özdeş bir hale geldi. Eş‘arîliğin ilâhî kudret üzerindeki bu ısrarlı tutumu, ontolojik düzlemde özgür irâde ve nedensellik düşüncesinin yadsınmasıyla sonuçlandı. İlâhî kudretin sınırlandırılamazlığı düşüncesi, İslâm’ın ilk döneminde büyük bir öneme sahipti. Sözgelimi, Kur’ân, birçok kez “Allah şüphesiz her şeye kâdirdir” [el-Bakara 2/20 vb.] ifadesini tekrar eder. Bu düşüncede, Allah yegâne gerçek fâildir ve fiilleri yalnızca O yaratır. Ne var ki, bu fikir, ikinci dereceden bütün nedenselliği ortadan kaldırmaktaydı. Bu düş