Түрікше мәтін
halifleri tarafından zahirin inkâr edilmesi olarak algılanacak ve bu algı biçimi mezhep mensuplarını ciddi anlamda sıkıntıya sokacaktır.10 Diğer yandan sır saklamanın zorunluluğu teolojik bir gerekçeyle de desteklenmiĢtir. Buna göre Nur ve Zulmet, ya da iyi ile kötünün mücadelesinde Ġsmailîler Nur‘un taraftarları iken, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi zahir ehli olanlar Zulmet‘in ya da ġeytan‘ın taraftarlarıdır. Bu nedenle de Nur‘a ait olup ilahî âlemden tecelli eden hakiki ve kutsal bilginin Zulmet taraftarlarının eline geçmemesi gerekmektedir.11 ĠĢte bu noktada sır saklama ve bunun bir sonucu olarak da takiye anlayıĢı devreye girmekte; kutsal ve ilahî kaynaklı olan bâtınî bilgilerin korunup