Түрікше мәтін
1206/1792) da düşünce sisteminin temeline bu tevhid ayırımını oturtmuştur. Buna göre ulûhiyette tevhid “kulların tüm fiillerinde Allah’ın zât, sıfat ve fiilleri bakımından eşi ve benzeri olmayan tek ilâh olduğuna riayet etmesi” olarak tanımlanırken; rubûbiyette tevhid “Allah’ın tüm mahlûkatın yaratıcısı, rızık vereni vb. tasarruflarda bulunanı olduğuna inanmak” olarak, esmâ ve sıfatlarda tevhid de “Naslarda yer alan Allah’a ait isim ve sıfatlarda tahrif, ta‘tîl12 yapmadan, keyfiyetten uzak olarak kabul etmek” olarak tarif edilmiştir.13 Bu anlayış doğrultusunda Selefîler her günahı Allah’a isyan şeklinde özellikle ulûhiyette tevhide aykırı görerek şirk kapsamına sokmuşlar, tek