yandan Kur’ân’ın teolojik eksenini ve ilkelerini belirlemeye, diğer yandan da temelini nübüvvet geleneğinde ve kadîm kültürlerde bulan Tanrı tasavvurlarını (teslîs, şirk ve tesniye) akla ve burhana dayanarak tartışmaya çalışmışlardır. Öyle anlaşılıyor ki bu durum, Merhum Cabirî’nin tespitiyle aslında ma’kûl ve gayr-i ma’kûl’ün karşılaşması olarak gelişmiştir.2 Ankara Üniversitesi ilahiyat Fak. Öğretim Üyesi,
[email protected] Mecûsî ve Dehrîlerden sadece birer yerde; Sabiîlerden ise iki ayrı yerde herhangi bir kritik getirmeden bahsedilmiştir. Mecûsiler için bkz. Hacc, 17; Dehrîler için bkz. Câsiye, 24; Sabiîler için bkz. Mâide 69 ve Bakara, 62. 2 Muhammed Âbid el-Câbirî, Sırâ