OTTOMAN KALĀM IN THE ELEVENTH/SEVENTEENTH CENTURY: BEYĀŻĪZĀDE AḤMED EFENDI'S DEFENCE OF HANAFĪ-MĀTURĪDĪ THEOLOGY
11. / 17. yüzyıl Osmanlısında kelâm ilmi: Beyâzîzâde Ahmed Efendi'nin Hanefî-Mâturîdî kelâm savunusu
Аңдатпа
Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu'nun 11. / 17. yüzyıl entelektüel dünyasında kelâm ilminin gerilediği iddiasına odaklanmaktadır. Ayrıca kelâm ilminin bu dönemde Osmanlı topraklarında kesintisiz bir şekilde devam ettiğini, Osmanlı kadısı olmasına rağmen derin bir kelâm eseri ortaya koyan Beyâzîzâde Ahmed Efendi ( 1068/1687) üzerinden göstermeyi amaçlar. Bu ilmin sürekliliği, Beyâzîzâde'nin, Ebû Hanîfe'nin (150/767) görüşlerini şerh ettiği İşârâtü'l-merâm min ibârâti'l-imâm eserindeki Hanefî-Mâtürîdî geleneğine olan savunusu üzerinden ortaya konulmaktadır. Hanefî-Mâtürîdî cumhuru ve Eş'ariyye cumhuru arasındaki ihtilaflardan biri olan teklîf; aklın konumu ve işlevi, marifetullah, hüsün-kubuh ve teklîf-i mâ lâ yutâk meseleleri üzerinden incelenmekte ve döneme yöneltilen iddialar, Beyâzîzâde'nin Hanefî-Mâtürîdî mezhep savunması ile çürütülmektedir. Onun 11. / 17. yüzyılda mezhep savunmasını Ebû Hanîfe üzerinden yapması, mezhep içinde "öze dönüş" fikrini benimsediğine işaret eder. Bu çalışma, gerileme iddiasının tarihî boytunu somut örneklerle inceleyerek problemi tespit etmekte ve bu iddiaya karşı Beyâzîzâde'nin mezhep savunusu bir antitez olarak sunmaktadır. Beyâzîzâde'nin mezhep savunusunu yaptığı İşârâtü'l-merâm eserinde yoğun bir şekilde hissedilen kelâmî alt yapı, dönemde iddia edilen gerilemeyi yalanlamaktadır. Zira Osmanlı medrese müfredatına bağlı yetişmiş bir kadının, kelâm ve aklî ilimlere ağırlık veren bir eser ortaya koyması, ancak bu ilimlerin dönem içinde tartışıldığını ve okutulduğunu dolayısıyla varlığını sürdürdüğünü ispatlar.