Te'vîlâtul-Kur'ân'da fısk kavramı
The concept of fisq in Ta'wîlât al-Qur'ân
ADEM GÖRMÜŞ
Аңдатпа
Cenâb-ı Hakk'ın, insanlara ihsan ettiği en son hidayet kaynağı olan Kur'ân-ı Kerim, aslı ile korunan tek mukaddes kitap, insanlığı kurtuluşa erdirecek ahkâm, ilim, irfan, hikmet ve hidayet rehberidir. Kur'ân, İslâm dininin ilk kaynağı olarak, müminlerin inanç ve amel prensiplerini içinde barındırmakla birlikte, bu kaideleri açıklayan kutsal kitaptır. Bu nedenle, onun kullanmış olduğu kelime ve kavramlar, İslam düşüncesinin şekillenmesine ve terminolojisinin oluşmasında ilk sırada yer almaktadır. Fısk kavramı da Kur'ân'ın inişiyle birlikte, özel olarak, Allah'ın emrinden çıkma anlamına hasredilmiştir. Böylelikle, Kur'ân, bu kelimeyi, İslam terminolojisine özgün kılmıştır. Kur'ân'ın nüzulünden sonra ise, bu kavram bazı kelâmî ve fıkhî tartışmalar çerçevesinde, Kur'ân'ın kullandığı anlamdan hareketle, büyük günah işleyen kişiler için kullanılmış ve tartışmalar daha çok bunun üzerinden sürdürülmüştür. Biz bu kullanımların sıhhatini incelemekle birlikte, bir kelâm ekolünün kurucusu Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin, bu kavramı, Kur'ân'ın kullandığı anlam çerçevesinden uzaklaşmadan kullandığını ve te'villerinde buna riayet ettiğini, fâsık adının, kebîre ehli için kullanılabileceğini, bununla birlikte, bu ismi ancak o kişinin durumunu bilen kişinin kullanmasının doğru olacağı bilgisine ulaştık. Bu nedenle hem "Te'vîlâtu'l-Kur'ân"a hem de "Kitâbu't-Tevhîd"e müracaat edildiğinde, Mâturîdî'nin, büyük günah işleyen kimse için "fâsık mümin" yerine daha çok günahkâr mümin ismini kullanmayı yeğlediği görülebilir. Mâturîdî, bu tercihleriyle, özgün bir Kur'ân anlayışı olduğunu ve Kur'ân'ın anlaşılmasına olan katkısını bir kez daha kanıtlamıştır. Bizler bu çalışmayı yaparken onun düşünce dünyasını yeniden keşfetmenin bir gereklilik olduğu kanısına vardık. Yıllarca ihmal edilen bu büyük bilgenin kıymetinin, eserleri incelendikçe daha da artacağı kanaatinde olduğumuzu da belirtmek istiyoruz. Anahtar Kelimeler: İmâm Mâturîdî, Te'vîlâtu'l-Kur'ân, Fısk, Kebîre, İman, Küfür.