Түрк тилиндеги текст
e karşılaşma, tercüme ve özellikle felsefi çevirilerin etkisi gibi dış sebepler; ayrıca Allah’ın sıfatları, halku’l-Kur’an, irade, kader ve teşbih gibi teolojik konuların tartışılması gündemi meşgul etmekteydi. Hem siyasi hem de dış temaslardan doğan faaliyetlerin tabii bir sonucu olarak naslarda açık ve kesin olmayan meseleler karşısında bir tavır takınma zorunluluğu ortaya çıktı.7 Böyle bir ortam, sahih bir inanç sisteminin ortaya konulmasını gerektirdi. Böylece akâid türü metinler yazılmaya başlandı. Bu dönemlerde ve devam edecek aşamalarda akâid esasları, daha çok hicri II. yüzyılda Ebû Hanîfe (ö. 150/767) ile başlayıp hicri IV. yüzyılda Eş’arî (ö. 324/936) ve Mâtürîdî (ö. 333/944) ile d