Түрк тилиндеги текст
ur olarak değil, âdeta kendi kültürleri içerisindeki bir fikrî gelişim olarak görüp onun evrensel ilke ve esaslarını sosyal ve ahlâkî fiil ve davranışlarına yansıtmaları; dolayısıyla kendi örf ve âdetleriyle uyumlu bir “ahlâkî yapı” oluşturmaları mümkün olabilmiştir. Bu demektir ki, Türklerin; Mâtüridî’nin düşünce sisteminde, Ebû Hanîfe çizgisi takip edilerek ortaya konulan “Her peygamber döneminde Tevhîd dini değişmeden aynen devam ettiği halde, şerîatın her zaman değişmeye ve yenilenmeye açık olması” ilkesine dayanılarak kültürel zeminde oluşturulan ahlâk anlayışı sayesinde; İslâm toplumu içerisinde, sonradan Müslüman olan bir millet olmasına rağmen, fikren asimile olmadan, yani kendi örf