Түрк тилиндеги текст
’l-Muîn en-Nesefî’nin ilgili bölüme “el-Esmâ ve’l-Ahkâm ve’lVa‘d ve’l-Va‘îd” adını vermesi,9 Mu‘tezilî kelâmcı Kâ‘bî’nin ise vâidi zikretmeden sadece “Esmâ ve’l-Ahkâm” başlığını kullanması10 kelâm ekollerince problemin nasıl isimlendirildiğini göstermesi bakımından önemlidir. Va‘d-va‘îd ve fısk, kelâm kaynaklarında daha çok Mu‘tezile’nin kavramsallaştırmasını yansıtır.11 Kâdî Abdülcebbâr va‘di bir insanın fayda göreceğinin haber verilmesi; va‘îdi ise bir insanın yaptıklarından dolayı zarar göreceğini bilmesi şeklinde tanımlar.12 Böylece Mu‘tezile’ye göre va‘d, Allah’ın mükâfat tayin ettiği; va‘îd ise daha çok ceza belirlediği şey olmaktadır.13 Mürtekib-i kebîre’nin hükmüne dair görüşler dikk