Түрк тилиндеги текст
litik ve dinî birtakım olaylara bağlı olarak dahilî bir boyut kazanmıştır.3 Kelâmcılar “esmâ” kullanıldığında mü’min, müslüman, münâfık, kâfir ve fâsık gibi isimleri; “ahkâm” denildiğinde ise bu isimlere sahip olan mükelleflerin sevap ve ceza bakımından cennetlik veya cehennemlik olmaları anlamındaki hükümleri kastetmişlerdir.4 Esmâ ve ahkâm bağlamında va‘îd konusu, mürtekib-i kebîrenin kim olduğu