Түрк тилиндеги текст
Emâlî Kasîdesi, Osmanlı döneminde ehemmiyetini muhafaza ederek manzûm ve mensûr birçok tercüme ve şerhin mevzuu olmuştur.3 XVII. asırdan itibaren Osmanlı sahasında, telifî karakteristik taşıyan birçok manzûm akâid-nâme örneğiyle karşılaşılır. Süleymân Nahîfî’nin Der-Tevhîd-i Hak (Zuhrü’lÂhire) adlı mesnevisi, türünün en kapsamlı nümûnelerindendir.4 İtikâdî bahis ve meselelerin edebî eserlerde ele alınması, akâid-nâme harici eserlerde de görülmektedir. Hatta bu türün müstakil bir hüviyet kazanmasından çok evvel, pend-nâme nitelikli mesnevilerde bu bahislere yer verildiği görülmektedir. Senâyi-i Gaznevî’ye (ö. 525/1131?) atfedilen Senâyî-âbâd, Şebüsterî’nin (ö. 720