Түрк тилиндеги текст
Kelâm âlimlerince, aklın vazgeçilmesi mümkün olmayan bir epistemik değerinin olduğu kabul edilmiş ancak aklın, bütün varlıkların ve olayların bilgisini kuşatması hususunda farklı görüşlere sahip olmuşlardır (Topaloğlu, 1981: s. 31–45; Taylan, 1994: s.72–83). Aklı önceleyen ve ona büyük değer vermekle bilinen Mu’tezile ekolünde, İslâm Dininin temeli olan Allah inancı ve tevhid düşüncesinin ve O’nun şer’i tekliflerinin akıl yoluyla da bilinebileceği tezi ileri sürülmüştür (Bağdadî, 1979: s. 70). Mu’tezile mezhebinde akıl, kesin bir bilgi kaynağı olarak kabul edilirken, Cenâb-ı Hakk’ın yaptığı işlerin de mutlaka akla uygun olması gerektiği hususunda temel bir prensibin olduğu kabul edilmiştir.