Түрк тилиндеги текст
eygamber’in ümmeti için korktuğu üç şeyi sayarken müteşâbihin te’vîlinin sorulmasından korktuğunu ifade eden rivâyeti diğer bir delildir.22 Bu deliller, selef âlimlerinin müteşâbih nasslarda te’vîle gitmeme gerekçelerini açıklasa da onların bu ifadeleri hiçbir surette anlamadıkları sonucuna varılmamalıdır. Onlar manalarını anladıkları bu nassların keyfiyetlerini bilmediklerinden susmayı tercih etmişlerdir. Te’vîl kavramına “hakikat ve keyfiyet” manasını verdiklerinden bu tür nassları Allah’a havale etmişlerdir. Esasında hakiki müteşâbih olarak kabul edilen Allah’ın zât ve sıfatlarının keyfiyet ve hakikatini bilmek insan aklının sınırlarını aşan bir durumdur.23 Bunun farkında olan Ebû Hanîfe