Türk dilindäki tekst
e ilmî esâslara ve kesin delillere istinâd ettirilen akîde esâsları ‘kelâm ilmi’ hâline dönüşmüştür.16 İşte bu sebepledir ki, aslında Ebû Hanîfe’nin attığı temeller üzerine İmâm Mâturîdî tarafından tesîs edilen Mâturîdiyye, ona nihâî şeklini veren şârihine yani İmâm Mâturîdî’ye atfedilegelmiş17 ve kendisini “Ebû Hanîfe’nin doktrini şeklinde takdim etmiştir.18 Bu nedenle Mâturîdiyye genelde müstakil bir mezhep olarak görülmemiş, ‘Mâverâünnehir Hanefîleri’ veya ‘Semerkandlı Hanefîler’ şeklinde isimlendirilmiştir.19 Kaldı ki Hanefiyye ve Mâturîdiyye arasında kelâmî konularla ilgili olarak dikkat çeken bu ilişkinin bir benzerini fıkıh ve usûlünde de görmek mümkündür. Nitekim bu konu Şükrü Özen t