Türk dilindäki tekst
ından nasıl sistemleştirilip adına nispetle bir fıkıh ekolünü ortaya çıkarmışsa, aynı şekilde itikadî görüşleri etrafında da bir oluşum vücuda gelmiştir. Onun fıkıhtaki imamlığı itikadî açıdan farklı eğilimlere sahip pek çok kesim tarafından kabul görmüş olsa, itikadî görüşlerinin aynı genişlikte sahiplenildiği söylenemez. Bu noktada sonraki süreçte Maturidilik olarak anılacak olan Horasan-Maveraünnehir Hanefîleri, bir başka ifadeyle Doğu Hanefîleri1 ön plana çıkmaktadır. Onlar Ebû Hanîfe’yi hem fıkıhta hem de itikatta mezhep imamı olarak görmüşler ve onun itikadî fikirlerinin takipçisi olmuşlardır. Bunda Ebû Hanîfe’nin Kufe merkezli ilim halkasında ders alan çoğu doğu kökenli talebelerinin