Türk dilindäki tekst
i’t-Tahâviyye isimli şerhine dayanan bu yaklaşım, diğer el-Akîde şerhlerini gözardı etmesinden dolayı eksik ve bir o kadar da taraflı bir okuma biçimidir. Özellikle çağdaş Selefi-Arap çevrelerce 1 350 el-Akîdetü’t-Tahâviyye ile Maturidî kelam geleneğinin bu uyumu aslında Ebû Hanîfe’ye isnat edilen itikadî fikirlerin Horasan ve Mâverâünnehir gibi doğu bölgeleriyle Şam ve Mısır gibi batı bölgelerine intikalinde ciddi bir farklılaşmaya maruz kalmadığının da delilidir. Her ne kadar Ebû Hanîfe’ye nispet edilen el-Fıkhu’l-Ekber, el-Fıkhu’l-Ebsat, el-Alim ve’l-Müteallim gibi metinlerin Horasan ve Mâverâünnehir bölgelerinin aksine Mısır ve Şam gibi batı bölgelerinde izlerine rastlanmasa4 da Ebû H