Türk dilindäki tekst
u en açık ifade eden ise Ebû Hanîfe‟nin fıkıh tanımıdır: “Fıkıh, kiĢinin (nefs) hak ve sorumluluklarını bilmesidir.” Bütün bunlar Ġslâm düĢüncesindeki “Ġman-AmelAhlak” iliĢkisini göstermektedir. Daha teorik bir anlatımla “Tevhîd-Adalet-Muhabbet” iliĢkisini ifade eder (Fazlıoğlu: 2014, 19) Bu anlamda fıkıh Hz. Peygamber‟in 23 yıl yaĢayarak gösterdiği Ġslam yolunun tabiri caizse bir film Ģeridi gibi tüm saniyeleri eksiksiz, yaĢanabilir, aktarılabilir, tutarlı ve bilimsel yorumudur. Müslümanların aklın bilenenden bilinmeyene hareketiyle (nazar-kıyas) ürettikleri bu fıkıh, hakikate götüren yol olmuĢtur. Aslında bu arayıĢ Hz. Peygamber‟in zatında ya da yolunda (sünnet) mevcut olan kuĢatıcı (küllî