Türk dilindäki tekst
amberin daveti olmadan sadece akla dayanılarak yüce bir yaratıcıya inanma yükümlülüğünün baĢlamayacağını, fetret ehlinin sorumlu tutulmayacağını ve Ebû Hanîfe‟nin âhir ömründe kelâmla meĢguliyeti terk ettiğini savunmaktaydı. Bu kiĢiler, iman tanımına amelin dâhil olmadığı ve imanın artıp eksilmeyeceği gibi konularda Ebû Hanîfe‟nin itikādî görüĢlerini benimsemekle birlikte, akāid risâlesi muhteviyatını aĢacak Ģekilde bu konularda konuĢulmasını yani kelâmî faaliyetleri mekruh kabul etmekteydi. Semerkantlı Ġmâm Mâtürîdî‟nin din anlayıĢını benimseyen mütekellim Hanefîler ise akla kendi alanında bilgiye ulaĢmada bağımsız bir rol tanırken; Buhara imamları olarak atıf yapılan fakih Hanefîler, akla