Türk dilindäki tekst
k teşekkülünde kurucu bir rol oynadığını ve örneğin kelâm ilmini “fıkh-ı ekber” olarak nitelendirdiğini görüyoruz.3 Bu çerçevenin, özellikle Ebû Hanîfe’nin ilmî kişiliğine ilişkin bazı değerlendirmelerde gözden kaçırıldığını söylemek gerekir. İsmi zikredildiğinde bilimler skalasındaki bir ilmî disiplin olarak ona dair fıkıhla ilişkili bir intiba oluşmaktadır.4 Hâlbuki 1 2 3 4 Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmail Buhârî, Ṣaḥîḥu’l-Buhârî (Dımaşk: Dâru Ibni Kesîr, 1423/2002), Buhârî, “Vudû’”, 10 (No. 143). Buhârî, “İlim” 17 (No. 75); a. mlf., “Fedâ’il-ü Ashâbi’n-Nebî” 24 (No. 3756); “İ‘tisâm bi’l-Kitâb ve’sSünne” 96 (No. 7270). Bk. Muhammed Ali Tehânevî, Mevsû‘at-ü keşşâfi ıstılâhâti’l-fünûn ve’