Türk dilindäki tekst
n içen, bozulan ve ölen katı cismanî ceset değil; yemeyen, içmeyen, bozulmayan ve ölmeyen yani maddeden arınmış ezelî basit cevher olmalıdır.”5 Fahreddîn er-Razî ise aynı âyetin tefsirinde bu görüşün hukemâ dediği felsefecilerden bir gruba ait olduğunu dile getirmektedir. Bu düşüncedeki felsefecilere göre “Bir insanın nefsinde ve bedeninde ulvî, kutsî ve şerîf özellikler bulunmadıkça peygamberlik sıfatını elde etmesi aklî bakımdan imkânsızdır”.6 Batinîlerden Ebû Ya’kûb es-Sicistanî, peygamberliğin Allah’ın lütfu olduğunu belirtmekle birlikte nefs-i külliyle bağlantısına dikkat çeker ve ancak hazır olanların bu lütfa ulaşacaklarını belirtir. Ona göre ruhani olan meleklerle cisma- 255-256; Eb