Türk dilindäki tekst
Ancak Mu’tezile ortaya çıkıp aklı, naklin önüne geçirip değerini yükseltince, onların gözünde neredeyse aklî delil ile naklî delil tamamen eşitlendi. Hatta naklî delil ikinci plana atıldı. Bunun üzerine aklî tartışmalar çoğaldı. Sonunda onlar, kelâm sahasında -her ikisine de dayanıp sınırlandırarak kabul etseler de- aklî delili daha çok öne çıkarmışlardır.4 Daha sonraki dönem Mu’tezile alimlerinden Kadı Abdülcebbâr (v.415/1025) ve etrafındaki öğrencileri itidale meyletmiş ve dört delili kabul ederek, ilk imamlarının görüşüne geri dönmüşlerdir. Bu dört delil; “Aklın hücceti, Kitap, Sünnet ve İcmâdır.”5 O, bu konuda şöyle demektedir: “Delillerin dört çeşit olduğunu söylemek g