Türk dilindäki tekst
ayışının akîde haline dönüştürmesinden2 sonra kelâmın meseleleri arasına girmiştir.3 Kelâmî literâtürde siyâset yerine daha çok “İmâmet” veya “Hilâfet” kullanılmış, Şiâ’nın aksine4 konu, Sünnî kelâmcılar tarafından imânî değil ictihadî bir mesele olarak değerlendirilmiştir.5 Mü’minlerin emiri, halîfesi ve sultanı gibi ünvânlar verilen6 halife veya imam, ümmetin serbest ve özgür irâdesiyle seçilen, belli özellikler taşıyan en üst yöneticidir.7 Hz. Peygamber’in kendinden sonra halife ta’yin etmemesi, yöneticinin seçimi ve özellikleri ilk dönemden beri tartışma konusudur.8 Hz. Peygamber’den sonra Hz. Ebûbekir’in (ö.13/634) hilâfete gelmesiyle yönetime isyân ve dinden dönme/ridde olayları ile it