Türk dilindäki tekst
Nitekim bu bağlamda Ebû Hanîfe fıkhı, ‘Kişinin dünya ve ahirette fayda veya zarar göreceği hususlara ilişkin hükümleri bilmesi.’ şeklinde tarif etmiştir. Bunlardan akaide dair hükümleri konu edinen ilme, ‘el-fıkhu’l-ekber’ adını vermesi, onun, akaidi, amelî hükümleri inceleyen fıkıhtan üstün tuttuğunu göstermektedir. Ebû Hanîfe, farklı itikadî telakkilerin çarpıştığı Kûfe, Basra, Bağdat ve Hicaz bölgelerini dolaşıp bu yörelerde savunulan görüşleri öğrendikten sonra, Kur’ân’ı ve Hz. Peygamber’e atfedilen hadîsleri62 incelemek suretiyle İslâm akaidini asıl kaynaklarından belirlemeye çalışmıştır. Kendisiyle tartıştığı muarızı, nassları kabul eden biriyse, kesin naklî delil