Türk dilindäki tekst
Aslında Füsûsu’l-Hikem’de ortaya konulan peygamber tiplemeleri ve onlar üzerinden atıf yapılan kavramlar, bir peygamberler tarihi hikâyesiymiş gibi alınmamalıdır ve geçmişte alınmadığı da anlaşılıyor. Füsûs’ta inşa edilen, eserin üzerine oturduğu ana kavramlar esas itibariyle dinin yeniden inşası gibi görülebileceği kadar, kutsala atıf yaparak insanın yeniden inşası diye de mütalaa edilebilir. Yani Muhiddin Arabi’nin Hz. Nuh’un tenzihini abartılı bulması, Hz. Yusuf’un rüyaları fazla ciddiye alması gibi peygamberlere yönelik tenkitlerinde, kutsallık ambalajında bir realizm görülüyor. Elbette ki o zaman ve zeminde geçerli paradigma sebebiyle ancak öyle olabilirdi. Konevî’nin Ekrem Bey dostumuz