Türk dilindäki tekst
on derece belirleyici bir role sahiptir.1 Bu makalede Osmanlı düşüncesi dendiğinde akla ilk gelen düşünürlerden biri olan İbn Kemâl’in (873/1496-940/1534) bu meseledeki duruşu tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu ise İbn Kemâl’in doğrudan bu tartışmaya hasrettiği iki risalesinden ve yeri geldikçe Hocazâde’nin Tehâfüt’üne yazdığı Hâşiye’sinden hareketle işlenecektir. İbn Kemâl, Hâşiye’sinde olduğu kadar söz konusu risalelerinde de meseleyi büyük ölçüde Tehâfüt yazım geleneği ekseninde ele almakta ve bu gelenekte ortaya atılan iddiaları inceleme konusu yapmaktadır. Bu nedenle tartışmanın bağlamını vermesi açısından Fârâbî ile İbn Sînâ’nın zorunlu varlık anlayışlarının mahiyetine ilişkin yaklaşım