Türk dilindäki tekst
ra dayanmışlardı.5 Bu yapılan ortak bakış açıları, belki büyük çoğunluk için söylenebilir, fakat o dönemde ilimle ilgilenen herkes için bunların geçerli olduğunu söylemek çok zordur. Hele de bazı itikâdî toplulukların oluşumundan sonra, bu özelliklerin tüm ulemayı içerdiği kesinlikle söylenemez. İmâm A’zam Ebû Hanîfe, kendisine “Hz. Peygamber’in ashabı için kâfi olan, senin için kâfi değil midir?” şeklindeki mukadder bir soruya şöyle cevap verir: Onların içerisinde bulundukları şartlarla bizim içerisinde bulunduğumuz şartlar, eğer aynı olsaydı, tabi ki kâfidir derdim. Fakat bizim içerisinde bulunduğumuz şartlar aynı olmadığından, haklı ile haksızın belli olabilmesi için bu meselelerin konuş