Türk dilindäki tekst
llah’ın kudret sıfatı değil, kudretle indirilecek sofradır; zira kudretle onun ilgili bulunduğu makdûrun (güç yetirilen şeyin yani sofrayı indirme olayı) arasında bir ilişki vardır. Çünkü istitâa (güç yetirme) ifadesi, iş sebebidir, sonucu ise “gökten sofra indirmektir”. Bunu şu şekilde de ifade edebiliriz: Havârîler, “Sebep olan kudret’i zikredip makdûru (kudretle meydana gelen işi) kastetmektedir. Örneğin bir eylemi yapabildiğini bildiğin halde, bir kişiye senin: Mübalağalı bir şekilde; “Sen ayağa kalkabilir misin?” demen gibidir. İşte burada istitâa (güç yetirme) fiili ile ortada olmayan, yani 12 Bkz. et-Tefsir’ül- Kebir (Mefatihü’l-Ğayb), Daru İhyau’t-Turas’il-Arabî, Beyrut, tsz. 12/12