Turk tilidagi matn
duğunu söylerken, Ehl-i Sünnet âlimleri bu ikisinin aynı olduğunu benimserler.6 İtikadî meselelerin yorumunda akla ve irâdeye öncelik veren kelâm ekolü Mu’tezile’yi böyle düşünmeye sevk eden, isimle müsemmânın aynı olması halinde birden fazla kadîm varlığın yani “Teaddüd-i Kudemâ” oluşabileceği endişesidir.7 Bunun yersiz olduğu kanaatinde olan “Mâtürîdiyye” ekolünün kurucu ismi Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 333/944)’ye göre, Allah kendini tesmiye ettiği isimlerle gerçek mânâda isimlendirilmiş, zâtını nitelediği sıfatlarla da aynı şekilde vasıflandırılmıştır.8 Yine O, Allah’ı Esmâü’l-Hüsnâ’daki isimlerle isimlendirme ve vasıflandırmanın naklî ve aklî delillerle sabit olduğunu da söyler.9 İlâhî i