Turk tilidagi matn
yüzyıllarda Allah'ı bilme konusunda farklı yöntemler geliş tiren bu mütefekkirlerden filozoflar akıl, itibar ve tahayyül; kelamcılar akıl, istidliil, itibar ve nazarla birlikte naslarınAllah'ı bilmede yeterli olduğunu ifade etmişlerdir. Sufiler ise, tasavvuf makam ve halleri çerçevesinde değerlendirdikleri miirifetin, insanın kendisi ve alem hakkındaki bilgisine ve tefekkür gücüne bağlı ve bu bilmede ilahf bir yön olduğunu belirtmişlerdir. Bu da terimin anlam yelpazesini genişletmiş tir. Sufilerin bir kısmı kelamcılar gibi düşünürken, çoğunluğu aklın Allah'ı bilme konusunda yeterli olmadığını belirterek aklın yanına keşfi yerleştirmişlerdir. Dolayısıyla Cabiri'nin beyanı,