Turk tilidagi matn
itekim benzer bir ifadeyi merhum Topaloğlu bu şekilde çevirmiştir.32 Akıl ve duyuları birbirinden bağımsız birer bilgi aracı olarak değil de birbirinin mütemmimi olarak görmek daha yerinde olur kanaatindeyiz. Dolayısıyla Bulğen’in “kelâmcılar cevherin varlığını doğrudan görerek değil arazların kendi kendilerine kâim olamayacakları prensibi üzerinden yani akıl yürütme ile ulaşmaktadırlar. Bu ise İmam Mâtürîdî’nin tesis ettiği ‘âlemin aklî delillerle değil duyularla bilineceği’ prensibine aykırıdır” iddiası bu bağlamda yeterli ve tutarlı bir argüman değildir. Bize göre İmam Mâtürîdî felsefi anlamda klasik bir rasyonalist değildi ancak aklın değerinin farkında olan ve ona gereken değeri bütünüy