Turk tilidagi matn
arak Allah’ın kudretini rastgele kullanmadığını ifade etmekte; kudreti bir takım hikmetler çerçevesinde değerlendirmektedirler.8 Buna göre Mâtürîdîler’in Allah-âlem ilişkisini kudret sıfatıyla birlikte tekvîn sıfatı bağlamında incelediklerini anlamak zor olmamaktadır. Hatta yaratmanın tekvîne râci‘ olduğunu dikkate alarak tekvîn merkezli bir yaratmayı öncelediklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Oysa Mu‘tezile ve Eş‘arîlik’te tekvîn yerine Allah’a fiilî sıfatlar isnad edilmektedir. Ebû Hanîfe (ö. 150/767) tekvînin ezelî olmasıyla alakalı olarak mükevvenin yaratılmışlığını “Allah’ın fiili mahluk olursa, yaratıcının tevhîdi bozulur” şeklinde dile getirerek ortaya koyarken9 esasında burada tev