Turk tilidagi matn
Ali, “kendisiyle savaşan Şamlıları” veya “birbiriyle savaşan grupları” ve dolayısıyla bir Müslümanı öldürmek suretiyle kebîre işleyen kimseleri “mümin” ismiyle vasfetmek suretiyle Hâricîlerin iddialarına karşı çıkmış, onlarla tartışmıştır. Ayrıca sahâbeden Abdullah b. Abbâs (68/887), Abdullah b. Ömer (73/693), tâbiînden Emevî halifesi Ömer b. Abdilaziz (101/727), Atâ b. Ebî Rabâh (114/732), Nâfi (117/737), daha sonra da Ebû Hanîfe (150/767) kebîre konusunda Hz. Ali’ye benzer bir yaklaşım sergilemişlerdir.13 Öyleyse sünnî görüşün, sahabe döneminden itibaren başlayan güçlü bir alt yapıya sahip olduğu söylenebilir. Dolayısıyla Vâsıl b. Atâ veya daha geniş çerçevesiyle Mutezile bu çıkış