Turk tilidagi matn
manın ve “iman ettik” demenin nihaî kurtuluşa ulaşmanın tek başına bir aracı olamayacağını ve imanın ancak fedakârlık ve çile ile ruhsal arınmaya vesile olacağını gösterir (Esed, I, 199). Görüşleriyle Ehl-i Sünnetin itikadi esaslarının belirlenmesinde önemli rol oynayan Ebu Hanîfe (ö. 150/767), akaide dair telif ettiği risalesinde amel ile imanı ayırmış ve imanı tasdik ve ikrar olarak tarif etmiştir (Fıkhu’l-Ekber, 3). Bu, Ehl-i Sünnetin iman tanımını oluşturan ilk tarifler arasında yer alır. Ancak Ebu Hanîfe el-Alim ve’lMüteallim adlı eserinde ise imanı, tasdik, marifet, yakîn, ikrar ve İslâm şeklinde açıklamıştır. Ona göre imanın sıhhatinde tek başına ikrar, marifet veya tasdik yeterli değ