Ebû Bekir Ahmed b.İshak el-Cûzcânî ve Cûzcâniyye
YASEMİN ÇANDUR
Annotatsiya
<span style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Verdana, Arial, sans-serif; font-size: 10px; background-color: rgb(240, 245, 249);">3./9. asrın Hanefî âlimlerinden olan Ebû Bekir Ahmed b. İshak el-Cûzcânî'nin Hanefî tarihinde gerekli önemin verilmemesi kelam tarihi açısından büyük bir boşluk oluşturmaktadır. Genellikle Hanefi-Mâtûrîdî itikâdı olarak zikredilen Ehl-i Sünnet Hanefî itikâdının Ebû Hanîfe ve İmam Mâturîdî gibi iki önemli âlime atfedilmesinin nedenleri birçok kez kaleme alınmıştır. Ancak bu çalışma; nedenlerinden çok Ebû Hanîfe ve İmam Mâtûrîdî arasında düşünce sistematiği olarak kuvvetli bir zincir oluşturan Ebû Bekir Ahmed b. İshak el-Cûzcânî şahsı üzerinde durulmuştur. Çünkü el-Cûzcânî'ye kelam tarihinde gerekli önemin verilmediği görülmüştür. Mâtûrîdî'nin Hanefî itikadı ile birlikte anılmasının en önemli sebebi Cüzcâniyye ekolünün kurucusu olan Ebû Bekir Ahmed b. İshak el-Cûzcânî'dir. Araştırmada tabakat kitapları ve yan kaynakları kelam tarihi dikkate alınarak taranmıştır. Ebû Bekir el-Cûzcânî'nin 'Dâru'l Cüzcâniyye' adıyla kurduğu okulun Hanefî itikâdînın yerleşmesinde ve yayılmasında büyük rol oynadığı, burada yetişen âlimlerin farklı yerlere göç ederek Hanefî itikâdî'nı anlattıkları ve birçok eser yazdıkları bilinmektedir. Ebû Hanîfe ve İmam Mâtûrîdî sürekli yan yana anılsa da aralarında asır olarak boşluk bulunmaktadır. Bu çalışmadaki amaç da sürekli birlikte anılan iki ismin aynı itikâdî düşünce üzerinde olmalarının en önemli sebebini yani Ebû Bekir Ahmed b. İshak el-Cûzcânî'yi ve Cüzcâniyye Ekolünün oluşumunu açıklamaktır. Bunun için bu araştırmanın birinci bölümünde; Ebû Hanîfe'den sonra devam eden Hoca-öğrenci silsilesinin açıklanıp, tarihi kopukluğun olmadığı gösterilmiştir. Birinci bölümde; kişiler arasında bağlantıların olduğu belirlendikten sonra ikinci bölümde; araştırmamıza konu olan Ebû Bekir el-Cûzcânî'nin Dâru'l Cüzcâniyye adıyla kurduğu kelâmî düşüncesinin bağlantısı verilmiş, üçüncü bölümde Ebû Hanîfe'nin risalesinde geçen rivayet zincirinde yer alması sonucu ve tabakat kitaplarında da Ebû Hanîfe ile aynı düşüncede olduğunun belirtilmesiyle kurduğu okulda Hanefî kelâmı konuşulduğu belirlenmiştir.</span><br>